Büyümenin Yan Etkileri

Büyümek derken yaş almak anlamında algılanmasın.  Akıl büyümesinden bahsediyoruz şurada.

Küçüktüm, üzüldüm.  Bütün kalbim parçalanmıştı, her yerim ağrımış, midem burkulmuştu.  Bir üzüntüden çıkılamayacağı hissine kapılmıştım.  Büyüdüm, üzüldüm.  Bütün kalbim parçalandı yine, her yerime ağrılar girdi, midem burkuldu bir kez daha.  Ne değişti peki?  İçinden çıkılamayacak bir durum yoktu bu sefer.  Her şey olacağına varacaktı.  Bir üzüntünün altında, kocaman bir mutluluk kaynağı bulunabilirdi.  Her üzüntü, bir dersti.  Hiç bir şey dünyanın sonu değil, her bitiş yeni bir başlangıç, her yaşanmışlık güzel bir anı, yaşanamayanlar ise kader olarak kalacaktı artık.

Küçüktüm, sevdim.  Çok sevdim, en çok ben severdim zaten.  Açtım kendimi, kapattım gözlerimi.  Sora, sora nolcak bitti.  Bende bittim, bi daha sevemem artık dedim, bi daha açamam kendimi dedim.  Peki büyüdüm.  Yok yine en çok ben seviyorum, hala açıyorum kendimi, sadece kapatmıyorum gözlerimi.  Sora, sora bittiyor gibi, ama bitmediğini öğrenmişim.  Şekil değiştiriyor, sevgi bitmiyormuş, büyük bir saygıya dönüşüyor, suçlamak yerini alınan derslere bırakıyormuş.  Acısı, acısı duruyor ama yukarıda ondan bahsettik.

Küçüktüm, mutlu oldum.  Kendimi kaybettim.  Aman Tanrım daha mutlu olamazdım.  E noldu, bitti.  Bu sefer benden mutsuzu olamazdı.  Neden, niçin bitti mutluluğum?  Cevap bulamayacaktım.  Sora büyüdüm.  Mutlu oldum, ama ölçüsünü kaçırmadan.  Daha o ana odaklanarak, bu anın sonsuza dek sürmeyeceğini ancak o mutlu anda mutlu olmanın doğru olduğunu öğrenmiş olarak.  Her şey bir andı, anı kaçırmamak lazımdı.  Sora, sorası önemli mi, sonra ne olacağına, sonra olunca bakarız.

Anlayacağınız, büyüdüm, dünya güzelleşti.  Sevgi kalıcı hale geldi.  Mutluluk, mutsuzluk gibi anlık oluverdi.  Yaşananlara ve yaşanamayanlar şükür etmek öğrenildi.  Acının bir problem değil, güzel bir ders olduğunun farkına varıldı.  Bu duyguların hepsi yaşanmaya devam ediyor, ama sanırsam öğrenmişiz bişeyler ki, çok şükür şu dünyada idare edip gidiyoruz