Gitmeler, gitmeler

‘Uçağımızda altı adet çıkış bulunmaktadır, bunların ikisi arka bölümde, ikisi kanat hizasında ve ikisi ön bölümde yer almaktadır …’ vs vs. Adam yazmış dikkat diyor arkadaş, çıkış var ama sadece acil durumda!  Yoksa yolculuk bitene kadar işte bu koltukta, bu uçakta takılacaksın…  Eee bizim gündelik yaşantımızda böyle bazen işte, gitmeler var, ama sadece acil durumda, yada gerekli durumda diyelim, çünkü acil durum bir kaza veya bela anını anımsatıyor ya, insanoğlu bazen sadece istediği için gidebiliyor.  Durum gerekli değilse peki, kalıp yaşayacaksın, yaşaman gerekli olanı.

Peki gidiyoruz, ama gerekli durumun var olduğunu nasıl anlıyoruz?  İşte orda iki çeşit gitme çıkıyor karşımıza.  Birincisi, bırakma oluyor, yani canım istemiyor artık yada aman uğraşamayacağım diyen gitme türü.  Bu tür daha şımarık, sabır etmeyen, emek vermeyen bir tür bu.  Ne aşk, ne iş, ne diğer herhangi bir tür insan ilişkisinde, pes eden tür bu.  Bir gün, canım istemem deyip çekip gidiyor insan, pes ediyor var olan durumundan.  Bu tip gitmelerde, kalanın hiçbir suçu olmadığı gibi, derdi de kalan çekiyor işte.

Diğer bir tür ise daha saygıyı hakeden bir tür.  Sabırlı bu gidişler.  Sabır derken oturup beklemek anlamında değil.  Sabır derken, bir işin olması için aktif olarak uğraşırken, karşıya çıkan zorluklarda beklemek ve dayanç göstermek anlamını çıkarmak lazım burada.   Bu tip gidişler uzundur, meşakatlidir, ama özgür kılar.  Nasıl mı?  Şöyleki, bu tip gidişlerde, insan uğraşır, didinir, çözüm arar, ve sonunda olmadığının farkına varır ve artık huzurla yoluna devam eder. İnsan vereceği emeğin marjinal fayda sağlamadığı noktaya gelene kadar uğraşmışsa ayrıca karşısındakilere olan sorumluluğunu da yerine getirmiş olur. Bu gidişler üzer, sıkar ama insanı büyütür.  Gidilmesi gerektiği anlaşıldığında, yani yapılabilecek herşey yapılıp, yinede sonuç alınamadığı görüldüğünde, sanki Musa asasıyla Kızıldenizi yarmış gibi, yollar açılır.  Geriye kalan ise ilk adımı atıp, bu yola çıkma cesaretini gösterebilmek olur.

İşte aslında acil durum benzetmesi pek olmamış, ama aklımada başka bişey gelmedi.  Başlangıç da öyle kalsın madem.  İnsan olarak yapacağımız uğraşmak, sabretmek, saygı göstermek olduğu gibi gitmek gerektiğinde olduğumuz yerde paralize olup kalmadan olgunlukla yürümeye devam etmekten başka birşey değil sanırsam… O zaman sabırlar dilerim, bol şans!