Zamanla alıp veremediklerimiz

Nedir arkadaş insanın zamanla bu kavgası.  Geçmiş, şimdi ve gelecek arasında sıkışıp kalmışız.  Geçmiş sanki hala devam ediyormuş gibi ona sarılır, gelecekten umut veya korku besleriz.  Halbuki, algılayabildiğimiz doğrusal zaman şekliyle bakıldığında, geçmiş artık yok!  Gelecek zaten olmamış bile.  E arkadaşım derdiniz nedir bir anlatsanıza.

 

Gelecekle başlayalım.  Bir gelecek hayal edilir, itinayla senaryo yazılır, sonuç tedirginlik, korku, umut vb. bir dünya duygusal durum olarak karşımıza çıkıverir.  Arkadaşım, daha olmamış, olup olmayacağı belli olmayan, belkide gerçekten başına gelecek veya gelmeyecek bir olay veya olaylar için neden bu kadar kasılırsın?  Birde gelecekte olabileceklere zaten kısmen sen karar verebilirken, yani kısmende olsa durumu değiştirmeye olanak varken!

 

Geçmiş, bu da ayrı bir durum.  Depresyonların kaynağı!  İnsan geçmişte kalınca depresyona giriyor, depresyon geçmişle ilgili bir rahatsızlık!  Yaşadığımız zaman ilüzyonu içerisinde geçmiş, adı üstünde eskide kalan zamanlar toplamı.  İnsanoğlu bir garip, doğrusal zamanı hep hapis etmek için uğraşır durur.  Işığı hapis eder fotoğraflarda ve resimlerde, olayları görsel olarak saklamış olmak amacıyla.  Bazen mürekkeple hapis etmeye çalışır, romanlar, şiirler yazar.  Günlük tutar!  Yanlış olmasın, geçmişte öğrenilecek çok şey vardır, insan tecrübesini yaşadıklarından alır ve geçmişine kaydeder.  Ancak problem geçmişin hapis edilmesidir.  Çünkü zaten benliğiniz öğreneceğini öğrenmiş, yaşayacağını yaşamış, ve geçmişi geçmiş olarak arkaya fırlatmıştır.  Sizin buna tutunmanız ise sadece size huzursuzluk, ve an dan uzak kalmak olarak size geri dönecektir ki, dediğim gibi depresyonun çıkış noktası geçmişe takılıp kalmaktır.

 

An, ise çok zor bulunan, kıymetli bir obje gibidir.  Ne kadar zamanımızı geçmiş ve gelecekte harcarsak, o kadar uzak kaldığımız şeydir an.  An da acı, mutluluk, kırgınlık, sevgi, nefret, ve aklınıza gelebilecek insana dair herşey vardır.  Ancak yakaladığımız sürece gerçektir bunlar, uzak kaldığımız süreceyse sadece yarım yaşanmışlıklar, ve bir sürü anlamsız zaman parçaları olarak kalırlar.  O yüzdendir ki birçok felsefi akım, ve din anda bulunmayı öne çıkarmıştır.  Nitekim, gelecekle ilgili korkularımız, gelecekteki o an la ilgilidir, geçmişte hapsetmeye çalıştığımız daha önce yaşadığımız anlar dır.  Gelin bunlarla gerçek an larınızı anlamsızlaştırmayın.  Gelecek daha olmamış bilinmezlik, geçmiş ise değiştirilemeyecek ve bir daha asla aynı yaşanamayacak bilinenler toplamı, an ise yaşadığınız tek zaman dilimidir!